Alzheimer Hastalığında Precuneusun Manyetik Uyarımı Tedavi İçin Umut Veriyor

Sena Demirtaş

Alzheimer Hastalığı (AH); çoğunlukla ileri yaşlarda görülen, beyin hücrelerinin zamanla ölmesi ve fonksiyonlarını yitirmesi ile karakterize, nörodejeneratif bir hastalıktır. Hafıza kaybının yanında bilişsel işlevlerde düşüş ve günlük yaşam aktivitelerinde etkilenmeler görülen bu hastalığın tedavisine yönelik yeni terapötik yaklaşımlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) bu amaçla kullanılan invaziv olmayan bir nöromodülasyon tekniğidir. TMU, tekrarlayan seanslar sonrası AH’de hem amiloid hem de tau patolojisine bağlı olarak oluşan sinaptik plastisite değişikliklerini teşvik etme potansiyeli taşımaktadır.

Brain dergisinde Koch ve arkadaşları tarafından yayımlanan çalışmada [Brain.21;145(11):3776–3786], hafif-orta şiddette AH olan katılımcılar için precuneus bölgesine tekrarlayıcı TMU (tTMU) uygulanmıştır. AH uyarımlarında yaygın olarak kullanılan dorsolateral prefrontal korteks yerine bu bölgeyi tercih etmelerinde; özellikle erken evrede nöropatolojik anormalliklerin posterio-kortikal alanlarda dağılıyor olması gibi anatomik sebepler etkili olmuştur. Ayrıca precuneus, varsayılan mod ağının [default mode network] ana merkezi olarak kabul edilir ve tau patoloji birikimi ve nöroinflamasyonun en belirgin alanıdır. Buradan hareketle Koch ve arkadaşları, AH’nin erken evrelerinde, precuneus ile bağlantıda bir kopukluk yaşanmasının, sonraki evrelerde belirginleşen bölgesel beyin atrofisi oluşumunun öncüsü ve habercisi olduğuna işaret etmektedirler. Buna ek olarak, precuneus aktivitesindeki bozukluk, kişinin günlük olaylara ilişkin deneyimlerine dair hafızası olarak tanımlanabilecek olan epizodik bellek için de belirleyicidir. Epizodik bellekteki etkilenme, AH’nin tipik klinik başlangıcını temsil eder.

Çalışmada hastalara 24 hafta boyunca precuneus bölgesine tTMU yapılmıştır. Sonuçları güvenli bir şekilde değerlendirebilmek adına çalışma randomize, sham kontrollü ve çift-kör bir şekilde tasarlanmıştır. Her iki grup için tTMU standart farmakolojik tedaviye ek olarak verilmiştir. Çalışma ilk iki haftada toplam 10 seans, devam eden 22 hafta boyunca ise haftada bir seans olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. İkinci aşama için seans sayısı planlanırken bakım verenlerin ve hastaların tedaviye uyumlarını kolaylaştırmak hedeflenmiştir.

Çalışmanın sonucunda precuneusa uyarım yapılan hastaların, Klinik Demans Derecelendirme Ölçeği skorlarında neredeyse hiç düşüş gözlenmemiştir. Bilişsel işlevler üzerindeki pozitif precuneus uyarım etkileri, farklı bilişsel testler ile de doğrulanmıştır. Aynı zamanda, günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak gerçekleştirebilme becerilerinde iyileştirici etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Bütün bunlardan hareketle, precuneusa tTMU uygulamanın klinik olarak anlamlı değişikliklere neden olduğu bulgusu paylaşılmıştır. Bu olumlu sonuçların tTMU ve standart olarak devam ettirilen farmakolojik tedavinin ortak sonucu olduğuna dikkat edilmelidir.

İlerleyici bir hastalık olan Alzheimer’ın küratif bir tedavisi bulunmamaktadır. Günümüzde bu hastalığa karşı temel hedef, ilerleyişini yavaşlatmaktır. Bu nedenle bilim insanları farmasötik bakıma ek olarak uygulanabilecek farklı tedavi yaklaşımlarına yönelmişlerdir. Makelede sözü geçen precuneusun tTMU ile uyarımı da bunlardan biri olup, AH’ye karşı atılan umut verici adımlar arasındadır. Belki de ilerleyen dönemlerde yapılacak precuneus çalışmaları bizlere, bu bölgeye erken evrede müdahaleler yaparak hastalığın ilerleyen aşamalarında oluşabilecek beyin atrofilerinin önlenebileceğini gösterecektir.

admin

H. deneme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir